Merhaba

Önemli dosyalarımın, ödevlerimin, yazılarımın, sevdiğim fotoğrafların yedeğini almanın önemini 27 Nisan 1998 sabahı öğrendim.

Üniversitedeydim. Sabah okula gitmeden önce bilgisayarımı açtım – hiç tepki vermedi. O sıralar hem ben pek anlamazdım, hem de o çok sık arızalanırdı. Moralim bozuldu bozulmasına ama; sıradan, tamirciye götürünce düzelecek bir sorun sandım. Bölüm koridorlarında yüzleri yeşermiş, hararetli hararetli konuşan birkaç arkadaşın yanından geçerken öğrendim. Bölümde, o sabah bilgisayarı göçen 16. kişiymişim. Bu bir trojanmış ve benim boot sectorümü silmişmiş. Recovery toollarında pek bulunmadığı o dönemler için, amiyane tabirle, bilgisayarımın içinde ne var ne yoksa uçmuş gitmiş.

Üzüldüm tabi, kaç gün boynum bükük gezdim. Ama öldürmeyen şey güçlendirir ya; bir karar aldım: ”Bundan sonra her daim yedek almalı.”

Geçen hafta sonu (7 Ağustos 2009) İstanbul’dan Ankara’ya dönüp de valizimi boşaltınca, on yıldır büyük ölçüde tıkır tıkır işleyen yedek alma yordamına bir basamak daha eklemek zorunda kaldım: “Yedeğini sakın kaybetme!”

Untitled-1

Ben efendim, o 6 saatlik kara yolculuğumda, gelecek ay içinde basılacak öykü kitabımın muhteviyatını, ve 5 aydır üzerinde çalıştığım romanımın büyük bir bölümünü kaybettim. Hayır, tümden kaybetmedim, Allah’tan aslı bilgisayarımda mevcut. Ama günlüğüm de dahil olmak üzere tüm yazılarımın bulunduğu klasör, şimdi bir başkasının elinde. İşin mahremiyet boyutu ciğerimi yakadursun, çok düşük bir ihtimal ama, olur da kötü kalpli birinin eline geçer ve bu durum bana telif hakkı sorunu yaşatırsa diye ciddi ciddi tedirgin olmaya başladım.

O sebeple, blogumda hem siftah amaçlı, hem de notere tastik sürecimin gecikmesine önlem olarak, romanımın ilk birkaç bölümünü yayınlamaya karar verdim.

Hem yolu düşenlerin yorumunu alırım, hem de yüreğim biraz soğur diye…

Romanım için düşündüğüm isim:-   “Ö”

İyi okumalar…

PS: Siyah-beyaz, arkasından kavuniçi ip sarkan, 8 gb’lık bir flaş bellek. Görenlerin, duyanların… 😉

Reklamlar